'Korsancı' Ali Poyrazğlu'na 'lisanslı' tepkiler haberi En son Ali Poyrazoğlu görüntülendi korsan tezgahında... Korsan'a hayır' kampanyalarının en önünde duran sanatçıların, alenen korsan tezgahlarının önünde görüntülemesi halkta ne gibi etki bırakır bilinmez ama sektörde tepkiyle karşılandı.
'Korsan' dendiğinde hemen herkesin ortak bir kanaati vardır bu ülkede; daha etkin mücadele edilmesi gerektiği her fırsatta dillendirilir. Kimi suçu devlete atarken kimileri de halkın daha bilinçli olması gerektiği konusunda uyarmayı ihmal etmez.
Sıradan bir ödül töreninde sahneye çıkan yapımcı, yönetmen ya da oyuncu, konuyu korsana getirerek toplumu bilinçlendirmeye ve kitleleri harekete geçirmeye çalışır dili döndüğünce... Emeğine saygı bekler. Peki bir korsan tezgahında sanatçının, üretenin ya da fikir sahibinin kendisi varsa ne olur? Geçtiğimiz günlerde Nişantaşı'nda korsan CD tezgahının başında fotoğraflanan Ali Poyrazoğlu medyaya malzeme olmuş ve gazetelerin birinci sayfalarına çıkmıştı. Kendisi "Ne var ne yok baktım. Sanatçıyım ben, her şeyden haberdar olmam gerekir" dese de kamu vicdanında önemli bir yara açmıştı. Aslında korsana bulaşan tek sanatçı o değildi ve belki de son da olmayacaktı. Daha önce de oyuncular Nejat İşler ve Berrak Tüzünataç'ın Cihangir'de bir korsan CD satıcısından çıkarken görüntülendiği medyaya yansımıştı. Yine NTV'deki Not Defteri programına katılan Ata Demirer, çok aradığı ve bulamadığı bir filme korsan sayesinde ulaştığını anlatmıştı izleyicilere.
Korsan'a hayır' kampanyalarının en önünde duran sanatçıların, alenen korsan tezgahlarının önünde görüntülemesi halkta ne gibi etki bırakır bilinmez ama sektörde tepkiyle karşılandı. Yapımcılar, oyuncular, yönetmenler ve çeşitli meslek birlikleri başkanları, Ali Poyrazoğlu örneğinden hareketle bu tür görüntülerin Türkiye'deki korsanla mücadeleyi olumsuz etkilediği görüşünde. SİNEBİR Başkanı ve yönetmen İsmail Güneş, yıllar önce Adalet, İçişleri ve Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği ve kendisinin de katıldığı 'korsanla mücadele' konulu bir toplantıda paylaştığı ilginç bir olayı hatırlatıyor. "Ali Poyrazoğlu masum! Hepimiz masumuz!" diyerek başladığı konuşmasını şöyle tamamlıyor: "İki sene önceydi. Tanınmış bir yönetmen, korsandan film seçiyor. 10 metre ileride elinde yakaladığı korsan CD'ler olan bir polis var. Daha sonra korsana CD'leri teslim ediyor. Bir de para alıyor karşılığında. İşte Türkiye'deki korsanla mücadelenin fotoğrafı bu. Bu yüzden masum Poyrazoğlu!"
CD-VCD'ler pahalı değil mi?
Sanatçıların göstermediği hassasiyeti devletten beklemenin mücadelede etkin olup olmayacağı tabii ki tartışılır. Ancak bugün korsan sadece sokaklarda tezgah açmakla kalmıyor dükkanlarda da hizmet veriyor! Her türden ve kaliteden filme buradan rahatlıkla ulaşmak mümkün. Sinema çekimi, normal CD'den çekim ne ararsanız burada bulunuyor. En önemlisi de bunlara en fazla 3 TL vererek sahip oluyor vatandaş. Yeni çıkan bir DVD'ye 20-25 TL veremeyenler korsanın yolunu tutuyor. Peki bu rakamlar daha aşağı çekilemez mi? Bunun için üreticiler, fikir sahipleri ve dağıtımcılar fiyatları daha aşağı çekemez mi? En önemlisi, neden pahalı? Bütün bu soruları Türkiye'deki en geniş dağıtım ağına sahip olan Tiglon Genel Müdür Yardımcısı Özgür Nemutlu'ya sorduk. Daha ilk cümlesi "Çok maliyetli bir iş yapıyoruz." oluyor. Filmin haklarını satın alırken ödenen paranın yanında, dublaj için de ayrıca bir giderleri oluyor. Bir de bu DVD'lerin tamamı Türkiye'de üretiliyor. Kapakları ve kapak görselleri Türkiye'de hazırlanıyor. Birçok insanın buradan ekmek yediğini söyleyen Nemutlu, "Şirketlerimizde Türkler çalışıyor. Bir DVD'de sadece dublaja ödenen para 8 TL. Olay sadece disketi satmak değil. Korsan 2 TL'ye satıyor, sizde 10 TL diyorlar. Bunun üzerinde emek harcayanlara para vermeyelim mi? Daha görünmeyen pek çok maliyet vergisi var bunun. Stüdyo paraları, filmin yönetmeni, oyuncular, senarist, görüntü yönetmenine telif ödüyoruz." diyor. Korsan yüzünden de satışlarda önemli bir düşme varmış.
Medya önce kendini sorgulasın
Dünyada ülke olarak korsanda birinci sırada olduğumuzu söyleyen SENDER Başkanı Haluk Ünal ise farklı bir açıdan yaklaşıyor tartışmaya. Bu işin yavaş yavaş hallolacağını hatırlatan Ünal, medyanın çifte standardına dikkat çekiyor: "Olayı tam olarak bilmiyorum. Ali Poyrazoğlu bu görüntüyü nasıl vermiş görmedim. Türkiye'de 5 yıl öncesine kadar fikir ve eser sahipleri mülkiyet hakkı dendiğinde şaşmıştık. Türkiye demokrasiyle 2000 yılında tanıştı. Bunlar hallolacak ama burada basının kendine de bakması gerekiyor. Halbuki TV'ler herkesin eserlerini sınırsız hatta uzay yayın hakkını dahil devralıyor. Dizilerde bir kişiye tek kuruş telif ödenmiyor. Bunun da yaygarası kopması gerekmez mi?"
Tüm sanatçıları aynı kefeye koymanın doğru olmayacağını söyleyen Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, sanatçıların kendi haklarına sahip çıkmamasından yakınıyor: "Dolayısıyla bu işi yapan kişiyi vicdanıyla baş başa bırakmak lazım. Bu hakkı savunan, bu hakkı üreten kişinin haksızlık yapması tabii ki doğru bir şey değil. Bunu kalkıp da tüm sanat camiasına mal etmek, bu da doğru olmaz. Kendi emeklerine kendileri ihanet ediyorlar. Böyle bir şey var mı yani? Kendilerinin sahip çıkması gerekiyor. Kendileri sahip çıkacak ki topluma örnek olacaklar."Poyrazoğlu bizi üzdü