Nihal Bengisu Karaca "AVM'ler Pazar günleri açık kalmalı mı, kapatılmalı mı?" tartışmasıyla ilgili yazdı...07.02.2010 13:27
Başkalarının varisleriNihal Bengisu Karaca "AVM'ler Pazar günleri açık kalmalı mı, kapatılmalı mı?" tartışmasıyla ilgili yazdı...07.02.2010 13:27AVM’ler pazar günü kapanmalı mı, açık mı kalmalı tartışmasını çok
önemli buluyorum. Gülin Yıldırımkaya, cuma günü yayınlanan polemik sayfasında bu konuyu işlemiş, çok da güzel yapmış. Görüş verenler arasında, “Hayır kapatılamaz, bu delilik olur” diyen de var, Ali Tezel gibi bırakın pazar gününü, “Haftanın tüm günleri kapalı kalmalı” diyen de. Tezel’inki çok radikal bir öneri. Pazar günü bile, “Çalışanın dinlenme hakkı” gibi “insani”, kazanç getirmeyen bir amaç uğruna feda edilmeyecektir çünkü.
Bunlardan geçtim, cuma olsun, cumartesi olsun; yeter ki şu tüketim mabetleri haftada “bir gün” o yerlerde çalışan insanların da dinlenebilmesi için kapalı kalsın. Avrupa pazar günlerini alışveriş yapmadan geçirmeyi içine sindirmiş. Pazar günü Frankfurt’taydım ve yine birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi haftanın hiç değilse bir gününü “her şeyin paradan ve tüketimden ibaret olmadığı” anlayışına ayırmış bir durum karşısında daha kendi alışkanlıklarımıza teessüf ettim.
Kapitalizmin doğduğu memleketler hâlâ kapitalistler ama tüketim kültürüne bizim kadar göbekten bağlı değiller. Pazarı sanat müzelerine, tiyatro ve sinemaya giderek değerlendiriyorlar. Bunun en önemli nedeni, AVM’lerde çalışanların da hakları olduğu önkabulü.
‘DİNLENMEK’ İNSAN HAKKIDIR
Biz ise Avrupa’ya girmeye çalışan gizli “Amerikalılar”ız. Kültür emperyalizmi
nedeniyle. Özellikle de hizmet sektöründe bulmaya alıştığımız hız ve “müşteri
memnuniyetini” maksimuma çıkarmaya çalışırken kendi çalışanına köle gibi davranmakta hiçbir beis görmeyen firmaların çalışma şekilleri itibarıyla... “Kimlik hakları” meselesine gösterilen ilginin yüzde biri, çalışan haklarına gösterilmemekte. Bu AVM’lerde yer alan ünlü markaların mağazalarında çalışan bir satış elemanı, gün içinde iki dakika için bile olsa dinlenemediklerini, çünkü “oturmanın” yasak olduğunu anlatmıştı.
Tekel işçilerine geliştirilmiş 4/C formülü uyarınca önerilen ücretlerden çok daha azını alan bu insanlar, mağazada müşteri olmasa bile oturup birkaç dakika ayaklarını dinlendiremiyorlarmış. Her dem ayakta durmaları
ve müşterinin içeri girmesini sağlamaları, içerideyse de zaten hizmet etmeleri gerekiyor. Bu duruma kimi zaman çalışanın şık ve zarif görünmesi için topuklu ayakkabı giymeyi zorunlu tutan işveren koşulu ekleniyor. Varın çekilen acıyı tahmin edin. Öğrendiğim kadarıyla çoğu genç yaşta olan kadın elemanlar bu yüzden hastalık sahibi oluyor. Varis, ayak, bel ve sırt ağrıları artık rutine binmiş.
AVM’ler pazar günlerimizi yaratıcılıktan uzak, adrese teslim tembelliğe alıştırıyor; “sosyalleşme”nin yerini alıyor ve hayat algımızı kalitesizleştiriyor. Bu uzun vadede, peyderpey aşılabilecek bir sorun. Fakat bu yerlerde çalışan insanların koşullarının iyileştirilmesi acil bir sorun.
Ben de alışverişe ancak pazar günü vakit ayırabilen biriyim ve kolay erişim
sağladığı için bu tür AVM’lerden uzak kalabiliyor değilim . Ancak “İnsan alışveriş yapan hayvandır” diye bir düstur varmış gibi yaşamayı yavaş yavaş içselleştiriyor oluşumuz bana dokunuyor. Ne gariptir ki bu durum, “İnsan eşref-i mahlukattır” diyen bir gelenekten gelen siyasetçilerimizin
uygarlığı ve gelişmeyi her köşe başına bir AVM dikmek zannetmeleriyle
perçinlendi. Gören de “Ben size tüketmeyi sevdirmek için gönderildim” diyen
bir peygamberimiz olduğunu sanır. Bu mekânları pazar ya da değil, haftanın
bir günü için olsun, kapatabilen ve çalışanlara dinlenme imkânı veren bir tasarıyı hayata sokan her kim olursa ona minnet duyarım. Mâni olmak şöyle dursun oturur aşk mektubu bile yazarım. Çünkü konforumuz başkalarının varisleri üzerinde yükseliyor. Bu durum, “Rahatsız oluyorsan gitmezsin olur biter” ile içinden çıkılacak bir durum değil, devlet elinin bu meseleye değmesi gerekiyor.
nbkaraca@htgazete.com.tr
Bu Haber Habertürk.com`dan Alınmıştır.